Fotoğrafın orijinali üzerinde biraz parlaklık ve biraz da netlik çalışması yaparak burada yayımlıyorum. Bugün günlerden Pazar, 2026 Şubat ayının birinci günü. Biz, yedi yıl önce bugün sevgili babamız Aziz Altun'u 01.02.2019 tarihinde kaybetmiştik. Aramızdan ayrılışının 7'nci sene-i devriyesi münasebetiyle kendisini rahmetle, özlemle, minnetle, sevgiyle ve saygıyla anıyoruz. Nur içinde uyusun, makamı cennet olsun inşAllah!

Yer yüzüne gelen her insan, kendisine biçilmiş karakter, mizaç ve kaderiyle gelir. Hepimiz insanız ve hepimizin iyi ve kötü yanları var. Her baba gibi o da ailesini korumak ve kollamak adına çocuklarının önünü kesti. Yaşamak nasıl bir risk ise, ileriye yönelik yapılan planlar da risk altındadır. Kısaca, risk alınmadan hiçbir şey yapılamaz ve hiçbir şeyin sahibi olunamaz. Babam risk almaktan korktuğu için ne kendi başarılı olabildi, ne de bizlerin başarılı olabilmesi için önümüzü açtı.

O şimdi aramızda yok. Ama babam ikinci eşi olan annemizi de 16.02.1996 tarihinde kaybettiği yıldan itibaren tam 23 yıl tek başına yaşadı. Babam bu 23 yılı tek başına bizlere dokunmadan, bizleri rahatsız ve huzursuz etmeden tek başına yaşadı. 

En sonunda artık ben dayanamadım ve babama böyle tek başına yaşamanın artık mümkün olmadığını buna bir çözüm getirmemiz gerektiğini söyledim. Babamı bu konuda ikna ettim. Hem Kaman'da hem de Ankara'da babam için çareler aramaya başladım ve nihayetinde Ankara'da ikamet ettiğim apartman binasının çok güzel kapıcı dairesini kiraladım. Babamın bazı eşyalarını getirdim, biraz da Ankara'dan bir şeyler temin ederek babama yine yalnız başına kalacağı, ancak eskisi gibi kış günleri soba yakmayacak, yemek pişrmeyecek, bulaşık yıkamayacak ve ev temizliği yapmayacak bir şekilde bir yaşam konforu sağladım. 

Babam, 01 Kasım 2016 tarihi itibarıyla kış aylarında tam 3 yıl bu dairede ikamet etti. Nisan ayı gelince yine duramadı ve Kaman'a gitti. Yaz aylarını Kaman'da, kış aylarını Ankara'da geçirdi. Bu şekilde kış aylarını tam üç yıl beraber geçirdik. İşte ayrılık vakti gelmiş, Ankara'da adına kiraladığımız 2+1 kapıcı dairesinde ikamet ederken 01 Şubat 2019 Cuma günü Dışkapı SSK hastanesininin acil gözlem odasında akşam 17:30 sularında babamı kaybettik. 

İnsan sevdiği bir yakınını kaybettiğinde bu kaybedişin acısı her geçen gün daha da artarak kendini gösteriyor. Nasreddin Hoca'nın hesabını bu acıyı, damdan düşen bilir. 

Her yıl Şubat ayının ilk gününde onun hatıralarını özlemle hasretle yad ederken gözlerimizden aşağı süzülen yaşlara mani olamıyoruz. Çünkü o bizim her şeyimizle babamızdı. O bir babadır. Ebedi istirahatgahında nurlar içinde uyusun, ruhu şad olsun. 

Hiç kimse, hiç kimsenin sağ iken kadrini, kıymetini bilmiyor. O kıymet bilinmeyen kişi ne zaman o kıymetini bilmeyenlerin arasından çekip gidiyor, işte o gidişten sonra, o kıymet bilinmeyen kişi aranıyor. Hem de minnetle, özlemle, hasretle, sevgiyle, saygıyla aranıyor. 

NOT: Babamın adına kiraladığımız dairenin mülkiyetteki cinsi ve tashihi kapıcı dairesi olduğu için ben de yazılarımda kapıcı dairesi olarak bahsediyorum. Benim ikinci katta oturduğum 2+1 dairemden çok daha güzel, kullanışlı, aydınlık ve ferah bir daireydi. Hatta babamın vefatından sonra kendi dairemi kiraya verip, kapıcı dairesinde ikamet etmek üzere kiralamaya devam etmeyi bile düşündüm.